Uzmanlardan takviye uyarısı: Her gün alınan haplar sandığınız kadar masum olmayabilir

Img

Balık yağı hapları uzun süredir kalp ve beyin sağlığı için tercih edilen takviyeler arasında. Ancak son dönemde yayımlanan bazı araştırmalar, omega-3 takviyelerinin herkes için aynı faydayı sağlamayabileceğini gösteriyor.

55 yaş üstü kişiler üzerinde yapılan bir çalışmada, omega-3 takviyesi kullanan bazı katılımcıların beş yıl içinde bilişsel performansının daha kötü seyrettiği bildirildi. Bu sonuç, omega-3’ün beyin sağlığına olumlu etkileri olabileceğini söyleyen önceki çalışmalarla çelişti.

Uzmanlara göre bu tablo, balık yağı haplarının doğrudan zihinsel gerilemeye yol açtığı anlamına gelmeyebilir. Çünkü bilişsel sorunları yeni başlayan kişiler, belirtileri fark edip kendi kendine omega-3 kullanmaya başlamış olabilir.

Bu nedenle araştırmalardaki ilişkiyi “sebep-sonuç” gibi okumamak gerekiyor. Yani takviye kullanan grupta gerileme görülmesi, gerilemenin mutlaka takviyeden kaynaklandığını kanıtlamıyor.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Balık yağı takviyeleriyle ilgili önemli tartışmalardan biri de ürün kalitesi. Bazı araştırmalar, piyasadaki balık yağı kapsüllerinin bir bölümünün tüketilmeden önce okside olmuş olabileceğine işaret ediyor.

Okside yağlar vücutta iltihaplanmayı artırabilecek bileşikler içerebilir. Bu nedenle uzmanlara göre omega-3 kullanılacaksa ürünün kalitesi, saklama koşulları ve içeriği önem taşıyor.

Takviyeler ilaçlarla aynı denetim sürecinden geçmediği için her üründe aynı kaliteyi beklemek doğru olmayabilir. Bazı ürünlerde etikette yazandan daha az aktif madde bulunabilir, bazılarında ise belirtilmeyen maddeler yer alabilir.

Uzmanlar özellikle zayıflama, cinsel performans ve “beyin güçlendirme” iddiasıyla satılan ürünlerde daha dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. Bu gruptaki ürünlerde onaysız ya da zararlı bileşenlerle karşılaşma riski daha yüksek olabilir.

Vitaminlerin fazlası her zaman zararsız değildir. C ve B vitaminleri gibi suda çözünen vitaminlerin fazlası genellikle idrarla atılır. Ancak A ve D gibi yağda çözünen vitaminler vücutta birikebilir.

Bu birikim zamanla karaciğer, böbrek, kalp ve kemik sağlığını etkileyebilir. Uzmanlar özellikle yüksek doz D vitamini, A vitamini, demir, selenyum ve B6 vitamini kullanımında dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.

Zerdeçal, yeşil çay ekstresi, ashwagandha ve kırmızı pirinç mayası gibi ürünler “doğal” oldukları için masum görülebiliyor. Ancak uzmanlara göre doğal olması, bir ürünün risksiz olduğu anlamına gelmiyor.

Yüksek doz bitkisel takviyeler bazı kişilerde mide bulantısı, ishal, uyku hali ya da karaciğer sorunlarıyla ilişkilendirilebiliyor. Hamileler, kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar için risk daha da artabiliyor.

D vitamini eksikliği yaygın olduğu için birçok kişi bu vitamini takviye olarak kullanıyor. Ancak uzmanlar, yüksek doz kullanımın ciddi sorunlara yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Aşırı D vitamini, kanda kalsiyum seviyesinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum bulantı, kusma, karın ağrısı, kilo kaybı ve ilerleyen vakalarda böbrek problemleriyle sonuçlanabilir.

Takviyeler kullanılan ilaçların etkisini artırabilir, azaltabilir ya da beklenmeyen yan etkilere yol açabilir. Bu nedenle düzenli ilaç kullanan kişilerin takviye almadan önce sağlık profesyoneline danışması önem taşıyor.

Örneğin omega-3 ve balık yağı ürünleri, kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerde kanama riskini artırabilir. Sarı kantaron gibi bitkisel ürünler de doğum kontrol hapları ve bazı ilaçlarla etkileşime girebilir.

Takviyelerde doz konusu çoğu zaman gözden kaçıyor. Bir ürün tek başına güvenli gibi görünse de aynı vitamin ya da mineral başka bir multivitamin, sporcu ürünü veya bitkisel karışımın içinde de bulunabilir.

Bu “içerik çakışması” nedeniyle kişi fark etmeden güvenli sınırın üzerine çıkabilir. Demirin fazlası mide ağrısı ve kabızlığa, B6 vitamininin fazlası sinir hasarına, selenyumun fazlası ise saç dökülmesi ve tırnak kırılmasına yol açabilir.

Takviyelerin bir başka riski de ciddi hastalıkların belirtilerini perdeleyebilmesi. Halsizlik, kilo kaybı, geçmeyen ağrı ya da mide-bağırsak şikâyetleri sadece “vitamin eksikliği” gibi görülmemeli.

Uzmanlara göre kişinin kendi kendine takviye kullanması, altta yatan ciddi bir hastalığın tanısını geciktirebilir. Bu nedenle geçmeyen belirtilerde takviyeye güvenmek yerine doktora başvurmak gerekir.

Uzmanların ortak görüşü net: Takviyeler sağlıklı beslenmenin yerine geçmez. Asıl amaç, eksik kalan besin öğelerini gerektiğinde tamamlamaktır.

Gıdalar yalnızca tek bir vitamin ya da mineral içermez. Protein, yağ, lif, vitamin, mineral ve binlerce mikro bileşen birlikte çalışır. Bu karmaşık yapıyı hiçbir kapsül ya da toz ürün tam olarak taklit edemez.

Takviye kullanmadan önce eczacıya, doktora ya da diyetisyene danışmak en güvenli yoldur. Özellikle kronik hastalığı olanlar, düzenli ilaç kullananlar, hamileler, yaşlılar ve çocuklar için bu daha da önemlidir.

Ürün seçerken üretici bilgisi, parti numarası, net içerik listesi, doz bilgisi ve günlük referans değerleri kontrol edilmeli. “Mucize”, “kesin çözüm”, “hızlı etki” gibi iddialardan uzak durulmalı. Bağımsız testten geçmiş ve güvenilir üretim standartlarına sahip ürünler tercih edilmeli.

Source

yok

Author: Ahmet Kurt